Son on yıldır,
kişisel an'ane haline getirdiğim Ramazan YATı ( Yaşam Alanında
Tatil) uygulamasını şükür bu yılda gerçekleştirdim. İlk ve
son 5 iş günleri dışında istirahatlı oruçlar nasip oldu.
Milletin önünde kızarmış gözlerle esneyip durmaktan kurtuldum.
Böyle kısa geceli ramazanlarda uykusuzluk naçiz vucudumu mahveder.
Nasılsa izinlerimi biriktirip bilmem ne adalarında harcamayacağıma
göre – harcayanlara lafım yok- YAT'la değerlendirdim, doğrusu
çok memnunum. Böyle olunca vücut bütünlüğüme dikkat
imkanımda oldu.
Ramazan kiloları:
Bir Ramazanda 5 kg.
almış biri olarak - dahada bir rekor ayıbımı söyleyeyim 1986 da
Kıbrıs' gitmiş ve ilk kez açık büfe ile tanışmıştım; bir
haftada tam 5 kg fazla ile gelmiştim- bu dikkati göstermek
zorundaydımda.
Bu dikkat işini
terazi kullanarak da nesnelleştirdim. Sadece tartı olarak değil
vücudumun yağlı bölgelerinde yaptığım el'le tespitlerlede
anladım ki 1,5 – 2 kg. ağırlık kaybım olmuş; şifa olur
inşaAllah. Şu yemelerime rağmen nasıl oldu doğrusu çok şaşırdım
zira ki akşam ve sabah ezanları arasındaki ağırlık farkı 4,5 –
5 kg. idi, birde bu 6,5 saat diliminde metabolizma durmuyor giriş
çıkışların sürdüğünü düşünürsek her gün 6 kg.
tükettim. Bunun 2,5 kg. ı su (H2O) geri kalanı muhtelif gıdalar.
Değirmen gibi öğütmüşüm, lokmaları lop lop yutmuşum. Ama
şükür onlardan bir arız kalmadı.
Toplu İftarlar
Ramazanda izinli
olmanın bir diğer iyi tarafıda “ iftar tacizleri”nden
yırtıyorsunuz.
Bu davetlere son 5
dakikada yetişilir, number1 değilseniz zor zar yer ve yiyecek temin
edersiniz. 25. dakikada masalar bom boştur. Görünmeniz veya
görmeniz gerekenleri ıskalarsınız çoğu kez. Mutsuz, yorgun vede
geldiğiniz için kızgın bir şekilde ayrılırsınız.
İnsanların
samimiyet ve iyiniyetlerini sorgulamak ne haddim nede yeteneğim
tahtında değil onlara lafım olmaz lakin bazı gözlemleri de yok
sayamam.
İftar Programı
yapmak Kurum, Dernek, Vakıf vb için artık yıl içerisinde
gerçekleştirilmesi zorunlu olan “sosyal faaliyet”lerdendir.
Hatta bu vesile ile çağrılacak VİP'ler sayesinde kurumsal( ve
pektabi yöneticiler) olarak ne kadar önemli oldukları veya önemli
kişilerle ne kadar yakın olduklarını dost ve düşmanlarına
göstermenin iyi bir fırsatı olarak kullanılmaktadır. Üç beş
kişi üzerinden dönen bu prezantasyona yüzlerce/binlerce konu
mankenide ısrarla davet edilir. Bu beşeri ilginin az olduğu
faaliyetler yinede insani görülebilir ve yanısıra alanda satanda
memnunsa bana laf düşmez. Körler sağırlar / birbirlerini
ağırlarlar. Nesimiye sorsalar derki: Bana ne?
Ancak bir hususu
bilgi amaçlı dile getiriyorum: ayni yardımlar artık sosyal hizmet
modüllerinde terkediliyor. Ülkemizdeki BM'nin gözetim ve
desteğindeki mülteci kamplarında pişmiş yemek sunulmuyor,
insanlara belli paralar verilip kamplarda açılmış AVM'lerden
tedarik ile iaşeleri sağlanıyor ( bu avm'leri kent- city mall'ları
gibi düşünmeyin). Şahıs canı ne isterse o kadar kendi pişirip
yiyor. Hatta SHÇEK sevgi evlerinde bile böyle. Yani demem o ki
gariban ve aç insanları bir sofraya toplayıp doyurmak işi yeni
konseptte yok. Ayrıca iftar faaliyetlerindeki menülerde hijyen ve
kalite açısından bazı açıklar var. Bir arkadaşımın dediği
gibi: mercimek çorba, pilav üzeri kavurma, domatesi ekşimiş bayat
salatalar, üç günlük ekmek kadayıfları. Bu iaşelerin temininde
– yörük sırtında kurban kesme açısından- sorunlar olduğu
bazı muzır tezviratçılarca dillendiriliyorsada o ayrı bir mevzu.
Kabul etmek
gerekirki bu iftar çılgınlığı yükselen bir trent. Fakir,
zengin, çok dindar, az dindar, müslim, gayrımüslim herkes burada
yerini almış durumda. Bu yıl birincilik sanırım Ermeni
yurttaşlarımızın. İstanbulda en kalabalık iftar programını
Ermeni Cemaati verdi. Hem havas için; Kutsal Patriğin huzurlarında
resmi ve yarı resmi ekabiranın onurlandırdığı ve hemde kentin en
büyük meydanlarından birinde ahaliye iftar ettirdiler.
Birde duymuşsunuzdur sahur
seviciler var ki o curcuna konu beni bozar, hiç almayayım.
İşte burada
nedense K. Atatürk'ün milletimizle ilgili bir görüşü
(öykünmeden/ özlemeden önemsediğim) aklıma geldi. O şöyle
demişti:
“Şunu da
ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti
olan... Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük
medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek
medeniyet ufkunda yeni bir güneş doğacaktır.” Bu dileğin bir
zararı gözükmüyor; devam edilmeli, ihmal edilmemeli bencede.
Kısaca bu ifadeler
şu demek değil; kendi öz gelirinden ikram ile benimle başbaşa
bir sohbet isteyen dostlarıma karşıda duyarsız kalırım. Asla.
Yinede onlara böyle 6,5 saatlik dar zaman yerine, ne yapalım
ramazanın bereketinden biraz fedakarlıkla 16 saatlik uzun kış
gecelerini öneririm.
Son söz:
Birkaç gün
çektiğim diş ağrısı hariç sağlık ve afiyet içre güzel bir
Ramazan idrakim oldu. 2'si mecburi 1'i keyfi 3 iftara katıldım.
Telaşsız, sakin, dingin. İslam aleminin, Ortadoğunun ve ülkemin
hercümerç edildiği bir ortamda ben aciz kuluna bütün bu güzellikleri
yaşatan yüce Allahıma şükürler olsun. Dilerim Rabbim benim
ibadetlerimi ve sizlerinkinide kabul eder ve ecrini bol bol verir.
Yenilerinde buluşmak
dileğiyle:
Elveda Ey Şehri Ramazan elveda!
Sevgili Ali abi yine döktürmüş milletimizin ve ümmetin önemli sorunlarına parmak basmişsın.Sağol varol ellerin dillerin dert görmesin.Ramazan bayraminiz mübarek ola.Selamlar
YanıtlaSilecmain
SilSevgili Ali abi yine döktürmüş milletimizin ve ümmetin önemli sorunlarına parmak basmişsın.Sağol varol ellerin dillerin dert görmesin.Ramazan bayraminiz mübarek ola.Selamlar
YanıtlaSil