5 Temmuz 2016 Salı

Ramazanı Şerif Faaliyet Layihası


Son on yıldır, kişisel an'ane haline getirdiğim Ramazan YATı ( Yaşam Alanında Tatil) uygulamasını şükür bu yılda gerçekleştirdim. İlk ve son 5 iş günleri dışında istirahatlı oruçlar nasip oldu. Milletin önünde kızarmış gözlerle esneyip durmaktan kurtuldum. Böyle kısa geceli ramazanlarda uykusuzluk naçiz vucudumu mahveder. Nasılsa izinlerimi biriktirip bilmem ne adalarında harcamayacağıma göre – harcayanlara lafım yok- YAT'la değerlendirdim, doğrusu çok memnunum. Böyle olunca vücut bütünlüğüme dikkat imkanımda oldu.

Ramazan kiloları:

Bir Ramazanda 5 kg. almış biri olarak - dahada bir rekor ayıbımı söyleyeyim 1986 da Kıbrıs' gitmiş ve ilk kez açık büfe ile tanışmıştım; bir haftada tam 5 kg fazla ile gelmiştim- bu dikkati göstermek zorundaydımda.
Bu dikkat işini terazi kullanarak da nesnelleştirdim. Sadece tartı olarak değil vücudumun yağlı bölgelerinde yaptığım el'le tespitlerlede anladım ki 1,5 – 2 kg. ağırlık kaybım olmuş; şifa olur inşaAllah. Şu yemelerime rağmen nasıl oldu doğrusu çok şaşırdım zira ki akşam ve sabah ezanları arasındaki ağırlık farkı 4,5 – 5 kg. idi, birde bu 6,5 saat diliminde metabolizma durmuyor giriş çıkışların sürdüğünü düşünürsek her gün 6 kg. tükettim. Bunun 2,5 kg. ı su (H2O) geri kalanı muhtelif gıdalar. Değirmen gibi öğütmüşüm, lokmaları lop lop yutmuşum. Ama şükür onlardan bir arız kalmadı.

Toplu İftarlar

Ramazanda izinli olmanın bir diğer iyi tarafıda “ iftar tacizleri”nden yırtıyorsunuz.
Bu davetlere son 5 dakikada yetişilir, number1 değilseniz zor zar yer ve yiyecek temin edersiniz. 25. dakikada masalar bom boştur. Görünmeniz veya görmeniz gerekenleri ıskalarsınız çoğu kez. Mutsuz, yorgun vede geldiğiniz için kızgın bir şekilde ayrılırsınız.
İnsanların samimiyet ve iyiniyetlerini sorgulamak ne haddim nede yeteneğim tahtında değil onlara lafım olmaz lakin bazı gözlemleri de yok sayamam.
İftar Programı yapmak Kurum, Dernek, Vakıf vb için artık yıl içerisinde gerçekleştirilmesi zorunlu olan “sosyal faaliyet”lerdendir. Hatta bu vesile ile çağrılacak VİP'ler sayesinde kurumsal( ve pektabi yöneticiler) olarak ne kadar önemli oldukları veya önemli kişilerle ne kadar yakın olduklarını dost ve düşmanlarına göstermenin iyi bir fırsatı olarak kullanılmaktadır. Üç beş kişi üzerinden dönen bu prezantasyona yüzlerce/binlerce konu mankenide ısrarla davet edilir. Bu beşeri ilginin az olduğu faaliyetler yinede insani görülebilir ve yanısıra alanda satanda memnunsa bana laf düşmez. Körler sağırlar / birbirlerini ağırlarlar. Nesimiye sorsalar derki: Bana ne?
Ancak bir hususu bilgi amaçlı dile getiriyorum: ayni yardımlar artık sosyal hizmet modüllerinde terkediliyor. Ülkemizdeki BM'nin gözetim ve desteğindeki mülteci kamplarında pişmiş yemek sunulmuyor, insanlara belli paralar verilip kamplarda açılmış AVM'lerden tedarik ile iaşeleri sağlanıyor ( bu avm'leri kent- city mall'ları gibi düşünmeyin). Şahıs canı ne isterse o kadar kendi pişirip yiyor. Hatta SHÇEK sevgi evlerinde bile böyle. Yani demem o ki gariban ve aç insanları bir sofraya toplayıp doyurmak işi yeni konseptte yok. Ayrıca iftar faaliyetlerindeki menülerde hijyen ve kalite açısından bazı açıklar var. Bir arkadaşımın dediği gibi: mercimek çorba, pilav üzeri kavurma, domatesi ekşimiş bayat salatalar, üç günlük ekmek kadayıfları. Bu iaşelerin temininde – yörük sırtında kurban kesme açısından- sorunlar olduğu bazı muzır tezviratçılarca dillendiriliyorsada o ayrı bir mevzu.
Kabul etmek gerekirki bu iftar çılgınlığı yükselen bir trent. Fakir, zengin, çok dindar, az dindar, müslim, gayrımüslim herkes burada yerini almış durumda. Bu yıl birincilik sanırım Ermeni yurttaşlarımızın. İstanbulda en kalabalık iftar programını Ermeni Cemaati verdi. Hem havas için; Kutsal Patriğin huzurlarında resmi ve yarı resmi ekabiranın onurlandırdığı ve hemde kentin en büyük meydanlarından birinde ahaliye iftar ettirdiler.
Birde duymuşsunuzdur sahur seviciler var ki o curcuna konu beni bozar, hiç almayayım.
İşte burada nedense K. Atatürk'ün milletimizle ilgili bir görüşü (öykünmeden/ özlemeden önemsediğim) aklıma geldi. O şöyle demişti:
“Şunu da ehemmiyetle tebarüz ettirmeliyim ki, yüksek bir insan cemiyeti olan... Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla, atinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş doğacaktır.” Bu dileğin bir zararı gözükmüyor; devam edilmeli, ihmal edilmemeli bencede.
Kısaca bu ifadeler şu demek değil; kendi öz gelirinden ikram ile benimle başbaşa bir sohbet isteyen dostlarıma karşıda duyarsız kalırım. Asla. Yinede onlara böyle 6,5 saatlik dar zaman yerine, ne yapalım ramazanın bereketinden biraz fedakarlıkla 16 saatlik uzun kış gecelerini öneririm.

Son söz: 

Birkaç gün çektiğim diş ağrısı hariç sağlık ve afiyet içre güzel bir Ramazan idrakim oldu. 2'si mecburi 1'i keyfi 3 iftara katıldım. Telaşsız, sakin, dingin. İslam aleminin, Ortadoğunun ve ülkemin hercümerç edildiği bir ortamda ben aciz kuluna bütün bu güzellikleri yaşatan yüce Allahıma şükürler olsun. Dilerim Rabbim benim ibadetlerimi ve sizlerinkinide kabul eder ve ecrini bol bol verir.
Yenilerinde buluşmak dileğiyle: 
Elveda Ey Şehri Ramazan elveda! 

açık büfe yemek resimleri jpg ile ilgili görsel sonucu
toplu iftar tabldot  menüsü ile ilgili görsel sonucu




3 yorum:

  1. Sevgili Ali abi yine döktürmüş milletimizin ve ümmetin önemli sorunlarına parmak basmişsın.Sağol varol ellerin dillerin dert görmesin.Ramazan bayraminiz mübarek ola.Selamlar

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Ali abi yine döktürmüş milletimizin ve ümmetin önemli sorunlarına parmak basmişsın.Sağol varol ellerin dillerin dert görmesin.Ramazan bayraminiz mübarek ola.Selamlar

    YanıtlaSil