30 Kasım 2015 Pazartesi

NE OLACAK BU MEMLEKETİN HALİ? AL KALEMİ YAZ ÖNERİNİ!



Bölücü Terör, Ülkemizin en önemli ve ana gündem maddesi olmayı sürdürüyor, görünen o ki epey daha devam edecek maalesef. Çözüm süreçleri, Milli Birlik projeleri bir biri ardına denenecek; Ta ki sonuç alınanadek. Her memleket evladı bu konuda kafa yormuştur. Bende yormuş ve yormaktayım. Çeyrek y.y. önceki bir çalışmamızın hikayesini sunuyorum bilginize, biraz vaktinizi alabilir ama ne yapayım böyle baba bir mevzu başka nasıl sunulur? Bir de bu çalışmanın 25 sene önce kaleme alındığını, tamamen amatör anlayışın eseri olduğunu; bugünün janjanlı projelerinin, afili laflarının henüz keşfedilmediğini de dikkate alınız ki bizi küçümsemeyiniz.

Yıl 1990. Erzurum Karayazı'dayım. O günlerde de herkes bölücü örgüte odaklanmış durumda. Bu sıkıcı mevzunun hemen bitmesini istiyor; ve mümkünse basit bir yöntem ve yiğit bir adamla bu iş sonlanmalı, derin bir nefes alınmalı.
Bölgedeki idareciler olarak da konuşmalarımızın ana konusu bu. Ben ileri sürdüğümüz fikirleri toplamak, üstlerimiz ve efkarı umumiye ile paylaşmaya uygun hale getirmek için bir metin peşine düştüm acizane. Hazırladığım yaklaşık 15 sayfalık metni bölgede çalışan ve ulaşabildiğim meslektaşlarıma arz ettim. Çok değerli katkıları oldu ancak kendince nedenlerle altına imzadan kaçınmakla birlikte beni teşvik ettiler. Sadece o zaman Karaçoban Kaymakamı elan Manisa Valimiz olan Erdoğan Bektaş, hem fikir hem de imza ortaklığı yaptı, en son ekte gördüğünüz metne ulaştık birlikte.  Yazının sekreterlik işini bendeniz deruhte etmiştim. 

Üstlerimize gönderdik evvel emirde - bir göz atıldığını bile sanmıyorum - sonrada o gün için akil adam, kanaat önderi gördüğümüz kişilere, hakeza bölge siyasetçilerine. Bu ikinci kesim sitayişle bize geri döndüler, çok memnun olmuştuk. Hatta rahmetli Ahmet Kabaklı yayınlamakta olduğu " Temellerin Duruşması" serisinin birinde tıpkı basım izni istemişti, sanırım ömrü vefa etmedi. Birde zamanın Milletvekili olan, meslekten de tanıdığımız Mehmet Kahraman aradı: tamamen katıldığını, bazı merciler nezdinde sunmak istediğini iletti. Bizde: imzanı koyabilecek derecede katılıyorsan altına koy imzanı istediğine sun  dedik. O da bir çok makama ve bu arada zamanın Cumhurbaşkanı rahmetli T.Özal'a da takdim etmiş. Özal çok memnun olmuş, tebrik etmiş, kendisini Çankaya köşküne davet etmiş, konuyu enine boyuna müzakere ettikten sonra eline almış kalemi ve yazıyı Milli Güvenlik Kurulu ilk toplantı gündemine havale etmiş: Mehmetçiğim toplantı günü Ankara da, telefon başında ol, gerek olursa seni kurula getirtirim demiş.
 Böylece bizim ismimiz değilse de mütevazi çalışmamız gitmesi muhtemel en üst noktaya ulaşmıştı. Bu çabadan yararlanıldı mı, dikkate alınan noktaları oldu mu bilemiyoruz. Şu günlerde "kamu düzeni" hep dillendirildiğine göre bizim sık sık tekrarladığımız "etkin olarak günlük asayişin ve huzurun sağlanması" tezimiz pek kale alınmamış gibi.
 Olsun biz yinede tarihe karşı bir şeyler söylemiş; çok konuştuğumuz, sorumluluk hissettiğimiz, fikirler yürüttüğümüz bir konuyu tesadüfen de olsa gerekli mercilere iletmiş olduk ve de bunun  hazzı kaldı bizlere yadigar. 


(Foto: naifkarabatak.net'ten)