31 Mayıs 2015 Pazar

Aleviler ve Hazreti Pir K. Atatürk İlişkisi




Atam Neredesin?
Bulutlar Terinden, Dağlar Kokundan
Sarhoştur Sevdiğim Mahsuni Bundan
Bir Daha Gel, Gel Samsundan
Sarı Saçlım Mavi Gözlüm
Nerde Nerde Nerdesin Dost
                                     (Aşık Mahsuni Şerif)

                                  Hazreti Pir Kemal Atatürk
Alevi aleminde Kemal isminin çokluğunun en az  Ali Ekber kadar olmasını daha çok takiye yaptıklarına bağlıyor, birazda anlaşılır buluyordum.  Cem evlerinde Hz. Ali ve Hüseyin resimlerinin arasında ve onlardan daha görkemli Atatürk resimleri… ADD lerinin yönetimlerinin daha çok Alevilerden oluşması … Atatürk sevgilerinin de bir nesnel dayanağı olamayacağı varsayımından hareketle aynı gerekçeye bağlıyordum. Zira ki tekkeler dolayısıyla cem evleri kapatılmış, babalık dedelik kaldırılmış, Hanefi-Sünni İslam öncelenmiş; herhalde böylesi devrimleri aleviler yürekten alkışlamazlar diyordum ama ne yapsınlar Muaviye korkusudur bu işleri yaptıran zannına sarılıyordum. Özellikle bazı Dersim’li siyasilerde bu öngörümü teyit edici laflar ediyorlardı çoğu kez.
 Lakin bazı yakın tanıdığım alevi dostlarımın vitrinlerinde, cüzdanlarında, şapkalarında O’nun resminin olması enteresan geliyordu. İnsanların sevgilisinin, çocuğunun vb yakınlarının resimlerini koyacağı özel, gizli alanlarını böylesi kamusal resimlere açmalarını sorunlu görüyordum. Bazen de Paşanın Bektaşi geleneğine yakınlığı mıdır diye şüphelendiğimde oluyordu. Alevi dostlarıma sorduğumda ilkokul bilgilerimi depreştiren yanıtlar alıyordum: yurdumuzu düşmanlardan kurtardı, büyük adam  vs. Erzincan erenlerinden biri de “ Onda Alinin nişanı var!” dediğinde yorumsuz kala kalmıştım. Anlayamıyordum, bunun cehaletimden kaynaklandığını da biliyordum. Neyse ki bazı araştırmalarım ve Rıza Zelyut  hocanın açık yürekli, ufuk açıcı ve anlaşılır izahı beni aydınlattı, bende bu durumu zatı alinizle paylaşmak istedim.

Atatürk İslam tarihi boyunca devam eden ve hep imametin yenilgileriyle dolu hilafet – imamet savaşında(?) son noktayı koymuş ve hilafeti ebediyen yok etmiş bir büyük şahsiyettir. Çok büyük imamların yapamadığını başarmış yiğittir. Dolayısıyla O sıradan biri değildir hatta bir evliyanın çok üzerindedir: Hz. Ali’nin bir donu, son imam Muhammed Mehdi’nin zuhurudur. Yani Hz. Ali, K. Atatürk diye görülmüş, İmam Mehdi ise ona hulul etmiştir: İmamlar cem’idir. Makamının alevi inancındaki yerini tahayyül etmek kolay değil. Evlerde ve Cem evlerinde Hz. Ali ile Hz. Hüseyin arasına konuşlanması bir tesadüf değil. Dışarıdan anlaşılması zor ama böyle bir inanış var ve insanların davranışlarını belirlemede çok etkili. Yoksa Alevilerin mavi göze, sarı saça sevgilerinden değil.
Halen ve bundan böylede bu topraklarda hilafetçilik – münkirlik, yezitçilik, gericilik, dincilik tehlikesi- endişesi hiç eksik olmayacağına göre bu Pirin - Ulu Komutanın anısı alevi canların yolunu aydınlatmaya devam edecektir. Binaenaleyh yüz yıllar sonra Paşanın yaptıkları ve ismi unutulsa bile Ankara da iki tepede: Anıt tepe ve Hüseyin Gazi’deki Anıt kabirlerin ziyaretçileri eksik olmayacaktır.
Bu hali anlamamızda “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” tanımı yardımcı olacaktır.
Nitekim konuyla doğrudan ilgisi yoksa da bu korkunun kapsamını ifade için ekliyorum: ülkemizin yetiştirdiği en önemli komünist liderler (D.Gezmiş- M.Çayan vd) bile darağacına/ ölüme giderken samimi itirafta bulunmuş: Kemalist olduklarını ilan etmişlerdir, onların haleflerinin de bu yoldan dönmeyeceği aşikardır. Bu açıdan alevi canlarla komünist – marksist unsurlar arasındaki ortak payda ortamını da anlamamız olanaklanmaktadır.
Kemal Atatürk’ün Alevilere karşı hiç olumsuz işlemi, tavrı olmadı mı? Bazı densizler bunu ileri sürebilirler ama küçük günahları büyük hizmetini gölgelemez ve vardır bir hikmeti. Alevilerin K. Atatürkle imtihanı gerçektende zor.

Rıza Zelyut’un sohbeti:   https://www.youtube.com/watch?v=Et1rqqW1CVU
18.dakikadan özelliklede 28. Dakikadan  sonrasını izleyebilirsiniz.

Yunan harbi öncesi kaotik ortamda “kapanın elinde kalacağı” savıyla Alevilerde – haklı olarak- yeni kurulacak Türkiye’den pay almak isteğiyle Orta Anadolu ve Koçgiri de hilafete karşı ayaklanmışlardı. K. Atatürk bu ayaklanmalara karşı ve de yeni kurulan harekete katkısını almak için Hacı Bektaş dergahına vardı.  Mazhar Müfit Kansu; “Hacı Bektaş da karşılandık, bizi bir odaya aldılar, alçakgönüllüce düzenlenmiş bu oda, Çelebinin kabul odasıymış, beş-altı dakika sonra Çelebi efendi geldi, ortaya bir masa getirilerek rakı takımları konuldu Cemalettin Çelebi, kalp hastası olduğundan önce içki içmek istemedi, ama Mustafa Kemal, o zaman biz de içmeyelim deyince Çelebi efendi hastalığına rağmen kararından vazgeçti ve Kurtuluş Savaşı’nın başarısına kadeh kaldırdı.” 24 Aralık 1919 Cuma günü. Kadehler kalkarken Çelebi kaygılarını Paşa’ya söyledi: Siz vatan diye Halife ve Saltanatı kurtaracağınızı söylüyorsunuz biz nasıl sizinle olalım? Paşa: Çelebi Hazretleri acele etme göreceksin tahmininin ötesi ne güzellikler olacak dedi. Çelebi o mavi gözlerdeki içtenliği gördü, gönülden inandı ve sonuç güzel biten bir hikaye oldu. Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine…

Bazı derlemeler:

Atatürk büyüktür ruhu Ali'dir
İkinci gardaşı Bekteş Veli'dir
Anıtkabir yeri kimder ölüdür
Ali Rıza Zübeyde nişan gülümdür
                                              (Zöhre Ana)
Bütün Alevilerin evinde bir köşede Hz. Ali’nin resmi diğer köşede Mustafa Kemal’in resmi sanki Onikinci İmam Mehdi. Eğer bir gün yolunuz düşer de bir Alevi – Bektaşi evine konuk olursanız, bu yoksul ama sıcak evde bir olay hemen dikkatinizi çekecektir. Bir köşede bir bağlama sazı, gazete ya da dergiden kesilmiş soluk bir Hz. Ali resmi ve hemen yanında da Mustafa Kemal’in bir portresinin asılı olduğunu göreceksiniz.
Bu sevgiyi değerli gazeteci Fikret Otyam şöyle ifade ediyor: “Alevilerde anlatılması zor bir Atatürk tutkusu vardır, gösterdiği yola bağlılık vardır. On ikinci İmam Mehdi’nin Atatürk olduğunu söyleyecek kadar ona inançlarını belirtmişlerdir”.                    Dervişler onu kutsal kurtarıcı olarak görüyor.
Cumhuriyet Alevilerin tarihlerinde ulaşmış oldukları en büyük zaferdir. Aleviler o kadar çok mutlu olmalıdır, o kadar çok sevinmelidir ki aslında, Atatürk’ün sadece bir eylemiyle bile. Atatürk Ali soyunun katliamına, vesile olarak kullanılan, hilafet denilen Emevi - Abbasi uzantısı olan o matahı kaldırmıştır. Sadece bu olay bile alevilere yapılan en büyük iyiliktir.
Bu arada Atatürk’ün Alevi-Bektaşi olan yakın çalışma arkadaşlarından bazıları: Cemalettin Efendi'yi TBMM Başkanvekilliğine, Albay Hüsamettin Ertürk'ü MİT’in başına, İkisi de Bektaşi babası olan Dr. Ragıp Evrenseli özel doktorluğuna, Ali Naci Baykal'ı PTT Gizli şifre Amirliği’ne getirmişti.  ( cem vakfı)


www.youtube.com/watch?v=TwXK3ko57O8

www.huseyingazi.org.tr

4 yorum:

  1. Ali ağam unuttuğun bir şey var. Osmanlı ordusu bektaşi idi. Piri dahi haco bektaş idi. Yeniçeri zırt pırt kazan kaşdırınca devlet onu baş belası gordü. Yeniçeri ocağını kaldırıken yapmamsı gereken bşr şey daha yaptı ve ocağı manen besleyen BEKTAŞİ TEKKELRİNİ SEDDETTİ. BEKTAŞİ TARİKATINI kaldırmak için BEKTAŞİ FIKRALARINI her ortamda PH yaparak kahvelerde GÜLÜNÇ malzeme konuau yaptı.

    DİN eziyettten men ediyordu.

    Ama olsun bu bela savuşturulmalıydı.

    Yeniçerinin kazan kaldırması engellwnmwliydi

    Bu yara bektaşi tarikatında hiç kapanmadı.

    Her tezyif amaçlı fıkra kahvelerde derin osmanlı tarafından anlatıldığında halifeliğe kin olarak döndü. Bu destejleyen diğer tarikatların yaptıklaeı hiç ınutulmadı.

    Bektaşi tarikatı rumelide hanefi mezhebinin large veraiyonu olan Ebu yusuf ekolününe göre içerler ve yaşarlardı.

    Bu SEDDEDİLME ve ÖTEKİLEŞTİEME ACISI hiç unutuşmadı.

    İlk fırsatta bu acının intikamını YANİ BEKTAŞİ TEKKELERİNİN KAPATILMASI KARŞISINDA YAPILAN PROPOGANDALARA KARŞI SESSİZ KALAN DİĞER TEKKELERDEN İNTİKAMINI ALMAK İÇİN İLK FIRSATTA gereği yapuldı.

    KEMAL ATATÜRK ELİYLE DİĞER TEKKELER DE SEDDEDİLDİ.

    Yani kapatıldı.

    Böylelikle rövanş alonmış oldu..

    Dikkat: Bedri NOYAN dedebaba ya göre Ali Rıza oğlu Kemal Atatürk'te bir Bektaşi idi. Lütfen baba adına dikkat edelim. Ali ve Rıza bektaşilerde en çok kullanılan isimdir. O yüzden cemil meriç büyüğümüz Osmanlının en büyük hatası olarak ywniçeriliğin kaldırılmasını görür.. Galiba Cemil Meeiç dogru söyllüyor.

    Not : Yapılan zulümlere vaktinde HAYIR diyemeyen gruplar politik hareketler konuyu sosyolojik açıdan ve istikbalde olabilecek olaylar açısından bir kez daha düşünsünler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağam haklısın. Ancak ben bir çözümleme veya öneri getirmedim. Hatta asla herhangi bir noktadan eleştiride getirmediğimi görüyorsun. Ben bir fotoğraf çektim anlamaya yönelik.

      Sil
  2. "(D.Gezmiş- M.Çayan vd) bile darağacına/ ölüme giderken samimi itirafta bulunmuş: Kemalist olduklarını ilan etmişlerdir, " tespiti sorunlu değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Savunmalarına göz atılabilinirse değil: https://tr.wikipedia.org/wiki/Deniz_Gezmi%C5%9F

      Sil